SORULARLA KULAK BURUN BOĞAZ HASTALIKLARI
Dr.Ö Taşkın Yücel

1- PARANAZAL SİNÜSLER HANGİSİDİR?
Paranazal sinüsler frontal sinüs, etmoid sinüsler,maksillar sinüsler ve sfenoid sinüstür
2- DOĞUMDA MEVCUT OLAN SİNÜS HANGİSİDİR?
Maksiller ve etmoid sinüslerdir.
3- MAKSİLER SİNÜSÜN GELİŞİMİ NASILDIR?
Doğumdan sonra her yıl 2 mm vertikal ve 3 mm ön arka düzlemde gelişir.3 yaşına kadar hızla büyür,7 yaşına doğru büyüme hizi azalır,7-12 yaş arası büyüme tekrar artar.Bundan sonra hafif bir büyüme göstererek yetişkin boyutlarına ulaşır.
4-ETMOİD SİNÜS GELİŞİMİ NASILDIR?
Genellikle doğumdan sonra görülmesi güçtür,1 yaş civarında fark edilebilir,12 yaş civarında yetişkin boyutlarına ulaşır.
5-FRONTAL SİNÜSÜN GELİŞİMİ NASILDIR?
Doğumda küçüktür ve anteriör etmoid hücrelerden ayırt edilemez.İlk başlarda büyüme hızı düşüktür ancak bir yaş civarında ayrı olarak görülebilir.Beş yaş civarında frontal kemikte pnomötizasyon ilerlemeye başlar, erken adolesan da yetişkin boyutlarına yaklaşmakla beraber geç adolesan da gelişimi tamamlanır.
6-SFENOİD SİNÜSÜN GELİŞİMİ NASILDIR?
Sfenoid sinüs: doğumda sfenoetmoidal resesin bir girintisi şeklindedir. 3 yaşına kadar bir gelişim göstermez. 3 yaşından itibaren pnömotizasyon başlar 7 yaş civarında sella tursikaya ulaşır. Gelişimi kafa kaidesine doğru ilerleyebilir veya herhangi bir aşamada kalabilir.
7- UNSİNAT ÇIKINTI, HİATUS SEMİLUNARİS VE ETMOİD İNFUNDİBULUM NERESİDİR?
Unsinat proses burun lateral duvarında yer alan ince kemik yaprak şeklinde olan bir oluşumdur.Anterosuperiordan posteroinferiora doğru uzanır. Görünüm olarak J şeklinde olan bu yapının orta ön kısmının hemen arkasında paralel olarak etmoid bulla yer alır.Lateralde burun duvarına yapışır. Üst kısmı kafa kaidesine uzanabildiği gibi lateralde lamina papriseada da sonlanabilir.Konkav şeklindeki serbest arka kenarı ile bulla etmoidalis arasında iki boyutlu 1-2 mm lik bir yarık şeklinde Hiatus semilunaris yer alır. Bu yarıktan geçildiğinde unsinatprosesin arka lateralinde yer alan üç boyutlu boşluk ise etmoidal infundibulum adını alır. Etmoid infundibulumun medialini unsinat çıkıntı, lateralinin büyük kısmını orbitanın lamina papriseası, maksillanın frontal çıkıntısı ve bazen lakrimal kemik oluşturur. Ön tarafta bu kemik oluşumlar dar bir açıyla birleşerek ön kenarı meydana getirir.
8-OSTİOMETAL KOMPLEKS NERESİDİR?
Ostiomeatal kompleks orta meada yer alan ve sinüs ostiumlarının açıldığı yerdir.Sınırları medialde orta konka lateral yüzü,lateralde orbita,üstte ise kafa kaidesiyle sınırlanır.
9-OSTİOMEATAL KOMPLEKSİN ÖNEMİ NEDİR?
*Burun içinde en sık hastalanan bölgedir.
*Mukozal yüzeylerin yakınlığı nedeniyle en ufak ödem hali tıkanıklık ve inflamasyona neden olaraksinüs enfeksiyonlarının kaynağını oluşturur.
*Anterior rinoskopi ile iyi değerlendirilemez.
*Konvansiyonel radyolojik yöntemlerle iyi değerlendirilemez.
*Belirtiler hafiftir ve tanı koydurucu değildir.
10-HANGİ SİNÜSLER NEREYE DRENE OLUR?
Maksillar sinüsler orta meaya,posterior etmoid sinüsler üst meaya sfenoid sinüs sfenoetmoid resese drene olur.Anteriör etmoid sinüsler ve frontal sinüsler ise hiatus seminularise drene olurlar.
Alt meaya yalnız nazolakrimal duktus drene olur.
11.PARANAZAL SİNÜSLERİ BESLEYEN ARTERLER HANGİLERİDİR?
Frontal sinüs:Supraorbital ve supratroklear arterler
Maksillar sinüs:Esas olarak maksiller arterin dalları, fasiyel arterden de dallar alır.
Etmoid sinüs Sfenopalatin, ant, ve pos.etmoid arterden
Sfenoid sinüs: Sfenoplatin ve pos etmoid arterden beslenirler
12-SFENOPALATİN ARTERİN SEYRİ NASILDIR?
Sfenopalatin arter maksillar arterin üçüncü bölümünden ayrılır.Maksillar arter infratemporal fossadan çıktıktan sonra pterigopalatin fossaya girerek burada 6 dalla beraber sfenopalatin arteri de verir.Sfenopalatin arter pterigopalatin fossadan sfenopalatin foramen yoluyla buruna çıkar. Buruna çıktıktan sonra lateral ve septal olmak üzere iki ayrı dala ayrılır.Lateral dal konka ve meatusların mukozasının kanlanmasını sağlarken, septal dal sfenoid sinüsün ön duvarını geçerek altından buruna açılır ve vomer mukoperiosteumunun kanlanmasını sağlar.Ayrıca kisselbach pleksusuna da dallar gönderir.

13-ANTERİOR VE POSTERİOR ETMOİD ARTERLERİN ÖNEMİ NEDİR?
Anerior ve posreioretmoid arterler kafa kaidesi ile etmoid sinüsün sınırında yer alırlar ve anatomik olarak yol göstericidirler.Bu arterlerde meydana gelen zedelenmeler kontrol altına alınamaz ve orbita içine kanarlarsa görme bozukluklarına neden olabilirler.Bu durumda gerekirse intraorbital acil müdahale gerekebilir.
14-ANTERİOR VE POSTERİOR ETMOİD ARTERLERİN LOKALİZASYONU NASILDIR?
Ant.etmoid arter ve pos. etmoid arter internal karotisin oftalmik dalından köken alırlar.Ant.etmoid arter orbitadan anterior etmoid kanal yoluyla çıkar.
Pos.etmoid arter posterior etmoid kanal yolulyla çıkar.Her iki arterde frontoetmoid sütür çizgisi üzerinde yer alırlar.Çoğunlukla tam üzerinde yer alırken bazı hastalarda 1-4 mm ferklılık gösterebilirler. Anterior lakrimal krestten ant etmoid kanala uzaklık 14-18 mm arasındadır.Her iki kanal arası 10-11 mm kadardır.Pos.etmoid kanalla optik kanal arası 4-7 mm arasındadır.
MUCİZE DİYETLERİN HEPSİ PALAVRA
Amerikan obezite Kurumu’nun yaptığı yeni bir çalışmanın sonuçlarına göre, temel iki kurala uylmazsa hiçbir kilo verme planı çalışmıyor.Bu işin yalnızca iki yolu var: Daha az yiyecek, daha çok hareket edeceksiniz.Kazandığınız kalorileri azaltacak, harcadığınız kalorileri çoğaltacaksınız.Bizim uzun süredir tekrarladığımız o ünlü cümle bugün de geçerli: “Yediklerimizin yarısı yaptıklarımızın iki katı.”Mucize diyetlerin tümü palavra.Yedikçe zayıflatan, belli bölgelerinizi incelten,yattığınız yerden kilo verdiren bir beslenme planı yok ve olmayacak.Lahana kapsülü,elma suyu,İsveç şurubu,detoks solüsyonu, kaktüs hapı, hepsi palavra! Eğer kolay yoldan kilo vermek istiyorsanız bu iki kuralı benimsemeli ve işi sağlıklı, neşeli ve lezzetli bir hafifleme yolculuğuna çevirmeli,yani daha medeni bir hale getirmelisiniz.Kolay diyetin yolu mucizelerden değil, işi keyifli bir hafifleme ve lezzet yolculuğuna çevirmekten geçiyor.
İşe ” perhiz”, “rejim”, hatta “diyet” gibi sözcükleri unutmakla başlayın.Bunların tümü kısıtlamayı, yoksun kalmayı, kısacası mahrumiyeti düşündürdükleri için sevimsiz sözcükler.Özellikle “rejime girmek”son derece ürkütücü bir yaklaşım.Bu tür”köktenci değişimler” hayatın her alanında olduğu gibi kilo verme sürecinde de kolay ve kalıcı olmuyor.Sıkı önlemlere belli bir süre uyulsa bile bir süre sonra canlar sıkılıyor,keyifler kaçıyor.Evde, işte,eşte, dostta ya da yaşamın başka alanlarında ortaya çıkan değişimlerle diyetler bozuluyor,rejimler alt üst oluyor. Yani “soda-limon,salata” dan ibaret bir hayat uzun süre çekilmiyor.Bir süre sonra “rejim krizleri” çıkıyor,macera sonlanıyor.
Eğer sağlıklı kilonuzdan çok fazla saptıysanız,özellikle göbek-karın-gidik bölgesinde yağ biriktiriyorsanız kilo verme yolculuğuna insülin direnciniz olup olmadığını öğrenmeden çıkmayın.İnsülin direnci problemi çözülmeden bu işi başaramazsınız.Başarsanız da bir süre sonra yeniden aynı noktaya geri dönersiniz.Özellikle “reaktif hipoglisemi “diye bilinen ve “tatlı krizleri, açlık nöbetleri, yemek sonrası uyuklamalar, terleme, çarpıntı halleri,sinirlilik, öfke eğilimleri, odaklanma eksiklikleri “ile kendini gösteren bir tablonun içindeyseniz, bu incelemeyi sakın ihmal etmeyin.Çünkü burada fazla kilolu olmak çoğu zaman bir sebep değil sonçtur.Ve bir süre sonra kilo sorununuza muhtemelen tansiyon yüksekliği, şeker hastalığı, ürik asit fazlalığı,kolesterol,trigliserid dengesizliği gibi sorunlar da kendini gösterecektir.
Kilolu insanlar genelde güleryüzlü,hoşgörülü, keyifli kişilerdir. Ama ne var ki bazılarında stres artışı, depresyon eğilimi, yorgunluk, isteksizlik, moralsizlik gibi ruhsal sorunlar da ortaya çıkabiliyor.Özellikle çabuk sinirlenen, çabuk tepki veren, alıngan kişilerde, ruh halinde sık dalgalanmalar olanlarda ve kronik yorgunluktan yakınan fazla kilolularda insülin fazlalığı ve bunun yol açtığı hipoglisemi sorunu temel faktör olabiliyor.Hipoglisemi problemi dikkate alınmadan hazırlanan fotokopi beslenme planları hipoglisemiyi daha da ağırlaştırıp sorunu daha çözümsüz bir noktaya taşıyabiliyor.
Yazar: Zuhal Keresteci - Mayıs 2009
Bir Kızım Olsun Saçları Bukle Bukle
“Senin için yazdım o dizeleri…
Ama bu dizler senin için değil…
Sen istedin… kahrolsun ki bitmedi sevgim…
Kır saçların… ukala tavrın…
Kahrolsun!”
O dizeleri senin için yazmıştım
Ama bu dizler senin için değil.
Minicik bir böcek kondu parmaklarımın ucuna. Korkardım eskiden böcekten. Ne oldu ki şimdi, korkmuyorum. Yürüyor avucumun içine doğru. Dans edercesine kaydırıyor ayaklarını. “Kader çizgime dikkat et” diyorum ona. “Kötülükleri sil yalnızca!”… “İyiliklerime dokunma!” Her ne kadar korkmasam da artık böceklerden, her ne kadar “Yaşam bir şeyler öğretiyor” desem de, ağaca çarptığım o gün “Heyecandan ölüyor muyum?” dediğimde, ardından her ne kadar “Hayatta her heyecanı tatmak gerekir!” dediysem de itiraf etmeliyim ki korkuyorum gelecekten…
Bir bebeğim olsun istiyorum… Bembeyaz tüllere sarmak istiyorum onu. Bukle bukle saçları olan bir kızım olsun istiyorum. Adı “Su” olsun… Elimi tutsun, yanağımı okşasın, “Annem!” desin bana. Kızım ormanlarda koşabilsin, karın ne olduğunu görebilsin gözleriyle, eliyle dokunabilsin, pekmez döküp üzerine tadına bakabilsin, kartopu oynayabilsin annesi gibi. Kardan adam yapıp burnuna havucu takabilsin istiyorum.
Kızım okula gitsin, okula giderken çocukluğunu da yaşayabilsin istiyorum. Salıncağa binsin, saklambaç oynasın, düşsün… ama dizleri ne olur çok kanamasın… Canı yanmasın bebeğimin. Hiçbir kaygı duymasın.
Doğum gününde yediği çilekli pastasının tadını unutmasın ömür boyu. Ben ona “gelecek” hediye edebileyim… Gözyaşı nedir bilmesin istiyorum kızım.
İstiyorum ki, kızım hiç yalnız kalmasın hayatta. Hep ben olayım yanında ve sevdikleri olsun… Bilsem de bir gün onu terk edeceğimi, bilmezlikten gelmek istiyorum. Kızımın da bir kızı olsun istiyorum… Ona benzesin.
Kızım yokluk nedir bilmesin. Aç kalmasın, susuzluğu tatmasın. Tanık da olmasın, kendi olmadığı gibi… Küresel ısınma nedir bilmesin. Siyah nedir bilmesin, kabus nedir bilmesin. Rüyaları hep pembe olsun…
Sevdiği olsun istiyorum kızımın. Onu çok sevsin. Sevgiyi doyasıya yaşasın. Karşılığını bulsun. Saçlarının buklesi hiç bozulmasın istiyorum. Masumluğunu hiçbir zaman kaybetmesin. Hep duru kalsın istiyorum adı gibi, hep şeffaf.
Her olumsuzluğun ardından hayatta olumsuzlukların da olduğunu ona anlatmak istemiyorum. Olumsuzluklar yok olsun istiyorum.
Bir kızım olsun istiyorum hayatını dilediği gibi yaşayacak… “Annem!” deyip boynuma sarılacak… Kader çizgisi yıldız yıldız olacak bir kızım olsun istiyorum. Allah’ım bir kızım olsun!
Kızım benim gibi gelecekten korkmasın!
2005-2009 © indigodergisi.com
Dergimizi kaynak gostererek alinti yapabilirsiniz.

(DSÖ) Dünya Sağlık Örgütü
bu virüsün çok tahlikeli olabileceğini ve hızlı bir şekilde yayılabileceğini duyurdu.Tüm insanları tedbirli olmaları için uyardı.
Domuz gribi (A/H1N1)domuzlar arasında yaygın olan bir grip biçimidir.Normalde domuzlarda görülen bu grip çeşidi,domuzdan insana ve insandan insana bulaşabiliyor.Bulaşma yolu ise solunum olarak belirtiliyor.
*Yüksek ateş ve gribal şikayetleriniz varsa hemen bir sağlık kuruluşuna gidiniz.
*Kendi kendinize evde herhangi bir tedaviye, ağrı kesici vb ilaçlara başlamayınız.Test ve tedavinin gerekliliğine sağlık kuruluşu karar vermelidir.
*Gribal durumdan şüpheleniyorsanız; Çocuklardan,yaşlılardan ve vücut direnci düşük hastalardan uzak durunuz.(onları koruyunuz)
*Kendinizi yormayıp mümkünse yatak istirahati yapınız.
*Bol sıvı tüketip,ihlamur, kuşburnu vs çaylardan bol bol tüketiniz.
*Taze sıkılmış meyve suları içip yeterli C vitamini alarak vücut direncinizi arttırınız.
*Ellerinizi sık sık sabunla ve bol suyla yıkayınız.
*Kalabalık yerlerde fazla dolaşmayınız.(Başka insanlara bulaştırmamak ve toplum sağlığını koruyarak ülke ekonomisine katkıda bulunmak hepimizin görevi olmalıdır.)
*Doktorunuzun size verdiği tedaviyi sonuna kadar uygulayınız.
*Öksürme ve hapşırma esnasında ağzınızı ve burnunuzu mendille mutlaka kapatınız.(ağız ve burundan etrafa sıçrayan en ufak damlacık bile gribin hızla yayılmasına sebep olur.)
*Kullandığınız selpak ve kağıt mendilleri sık sık değiştiriniz ve bunları bir poşetin içinde ağzı sıkıca kapalı olarak çöp konteynırlarına atınız.Açık ve serbert bir şekilde ortalığa atmayınız.
*Korunmada ilk yapılacak ve en önemli yöntemlerden bi tanesi elleri bol su ve sabunla yıkamaktır.
*Ellerimizi yıkayamadığımız durumlarda seçenek olarak kullanabileceğimiz el dezenfektanları alcool bazlı mendiller ve jeller kullanılmalıdır.
*Hasta olan kişilerle yakın temastan kaçınmalı ve gerekirse maske ve eldiven kullanılmalıdır.
*Vücut direncimizi yüksek tutmalı, stresten uzak kalarak yeterli uyku ve sağlıklı beslenmelidir.Bol sıvı tüketerek toplu yerlerde fazla kalmamalıdır.
Meksika’da 150 kişinin ölümüne yol açan domuz gribi virüsü hızla yayılıyor.Tüm dünyanın endişeyle izlediği hastalığı önleyecek aşının hazırlanmasının 3-4 ayı bulabileceği belirtildi. Devamını oku…