Anasayfa İletişim


AĞRI NEDİR

Uluslararası Ağrı Araştırmaları Teşkilatı (IASP) tarafından yapılan tanımlamaya göre ağrı;”Vücudun her hangi bir yerinden kaynaklanan,gerçek yada olası bir doku hasarı ile birlikte bulunan, hastanın geçmişteki deneyimleriyle ilgili,duysal,afektif,hoş olmayan bir duyudur.”Ağrı her zaman kişiye özneldir.Bu nedenle kişiden kişiye büyük farklılıklar taşır.

İnsanoğlu doğduğu andan başlayarak bir çok uyaranla karşı karşya gelir.Dini, dili, cinsiyeti, kültürü onun emosyonel yapısını oluşturur.Objektif uyaranların yanı sıra bu subjektif özellikleri onun ağrı eşiği adını verdiğimiz, ağrıya karşı yanıtında önemli rol oynar.İşte bu yüzden ağrılı bir uyarana karşı yanıtta kişiden kişiye farklılıklar görülür.

Yukarıdaki tanımlamada yer alan önemli öğelerden bir tanesi, olası bir doku hasarının bulunup bulunmamasıdır.Bir çok kronik ağrıda (migrende ya da trigeminal nevraljide ) belirgin objektif bir bulgu elde edilemeyebilir.Ancak bu durum hastanın yakınmasının psikolojik olduğu anlamına gelmez.Bu gün eldeki tanı yöntemleri ile bir çok ağrıda objektif bir bulgu elde edilemeyebilir.Bu tip ağrıları hemen psikojenik kökenli ağrılar olarak tanımlamak doğru değildir.

Ağrının önemli bir özelliği duysal, yani sinir lifleri ile taşınan objektif bir duyu olması,diğer bir özelliği ise emosyonel, yani yukarıda sözü edilen tüm öğelerden etkilenmesidir.

Tüm bu özellikleri, ağrıyı diğer bir çok semptomdan farklı olarak öznel, yani kişiye özgü hale getirir.

AĞRI SINIFLAMASI

Ağrıyı değişik parametrelere göre sınıflamak mümkündür. Ağrının sınıflanması ağrıya yaklaşımda önemli noktalardan birisidir.Ağrının daha ayrıntılı olarak ele alınması, değerlendirilmesi bu sınıflamalarla daha da kolaylaşmaktadır.

Ağrıyı :

a.Fizyolojik – klinik

b.Süresine göre,

c.Kaynaklandığı bölgeye göre,

d.Mekanizmalarına göre,sınıflamak mümkündür.

a.Fizyolojik-klinik ağrı sınıflandırması

Fizyolojik ağrı, yoğun ağrılı uyarana karşı koruyucu bir yanıttır.Ateşten ya da vücuda zarar verecek,tahribata yol açacak uyaranlardan kaçmak için nosiseptörlerin uyarılması ile birlikte bir kaçma kurtulma reaksiyonu başlar.Bu nedenle fizyolojik ağrı vücut için hem bir koruma hem de uyarı sistemidir.

Klinik ağrıda ise olaya bir çok fizyopatolojik süreç katılır.

b.Süresine göre ağrı sınıflandırması:

Süresine göre ağrıyı, akut ve kronik ağrı olarak sınıflayabiliriz.Ağrının tıpta ayrı bir dal, algoloji olarak gelişmesinde bu sınıflamanın büyük yararı olmuştur.

Akut ağrı

Akut ağrı ani başlar ve hastanın hekime başvurması için bir uyarı işlevi görür.Ani olarak doku hasarı ile başlayan, neden olduğu lezyon ile arasında yer, zaman ve şiddet açısından yakın ilişkinin olduğu, yara iyileşmesi süresince giderek azalan ve kaybolan bir ağrı şeklidir.Akut ağrı ;bir sendrom, bir hastalık değil bir semptomdur.

Akut ağrıyı da kendi içinde beklenen ve beklenmeyen ağrı olarak ikiye ayırabiliriz.Beklenen ağrı, önceden tahmin edilen ve koruyucu tedbir alınabilen ağrıdır.Örneğin, diş çekimi, doğum ve ameliyat sonrası ağrıları gibi.

Çeşitli kırık, yanık ve travmalarda görülen, beklenmeyen ağrıda ise ağrı eşiği yüksek olabilir.Bu ağrılarda ilginç bir durum ,hastanın her zaman büyük bir ağrı duymayabilmesidir.Örneğin, savaşta yaralanan askerler başlangıçta ağrı duymayabilirler.

Akut ağrının hem tıbbi , hem toplumsal sonuçları vardır.

Akut ağrının; özellikle postoperatif ağrının dindirilmemesi, hastanın hastanede kalış süresini uzatır, üretkenliğini azaltır ve uzun süre toplum dışı kalmasına yol açar.

Travma sonrasında solunum yetersizliği,hastanın öksürememesi, kalp yükünün artması, kan basıncının yükselmesi ve hayati organların kan akımlarında bozukluklar ortaya çıkabilir.
KAYNAK:PROF.DR.SERDAR ERDİNE
İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ
ALGOLOJİ BİLİM DALI

Yorum Yapılmamış

Henüz yorum yapılmamış.

Comments RSS TrackBack Identifier URI

Üzgünüz, yorum formu şimdilik kapalı.