<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İnternetteki Sağlık Rehberiniz - intersaglik.com &#187; İnsan Bedeni</title>
	<atom:link href="http://www.intersaglik.com/category/insan-bedeni/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.intersaglik.com</link>
	<description>İnsan bedeni, beslenme, hastalıklar ve ilk yardım ile ilgili detaylı bilgiler.</description>
	<lastBuildDate>Mon, 30 Aug 2010 15:48:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>TIP DÜNYASINDAN BİR İLK DAHA!</title>
		<link>http://www.intersaglik.com/tip-dunyasindan-bir-ilk-daha/</link>
		<comments>http://www.intersaglik.com/tip-dunyasindan-bir-ilk-daha/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Jul 2010 22:12:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Göz Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Güzellik ve Estetik]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Bedeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.intersaglik.com/?p=1285</guid>
		<description><![CDATA[TAM  YÜZ  NAKLİ  GERÇEKLEŞTİRİLDİ  Tıp dünyasının en zor operasyonlarından biri olan yüz naklinde bir aşama daha kaydedildi. Fransa&#8217; da doktorlar haziran ayı sonunda bir adama &#8221; tam&#8221; yüz nakli yaptıklarını açıkladılar. Bu nakilde, daha öncekilerden farklı olarak göz kapakları ve göz pınarları da nakledildi. Paris&#8217; teki Henri Mondor de CrEteil hastanesi yetkilileri ameliyatın 26-27 Haziran&#8217; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>TAM  YÜZ  NAKLİ  GERÇEKLEŞTİRİLDİ</p>
<p> Tıp dünyasının en zor operasyonlarından biri olan yüz naklinde bir aşama daha kaydedildi. Fransa&#8217; da doktorlar haziran ayı sonunda bir adama &#8221; tam&#8221; yüz nakli yaptıklarını açıkladılar. Bu nakilde, daha öncekilerden farklı olarak göz kapakları ve göz pınarları da nakledildi. Paris&#8217; teki Henri Mondor de CrEteil hastanesi yetkilileri ameliyatın 26-27 Haziran&#8217; da, şimdilik ismi yalnızca Jerome olarak açıklanan 35 yaşında bir erkek üzerinde yapıldığını söyledi.<span id="more-1285"></span> Genetik bir hastalık nedeniyle yüzü tamamen deforme olan Jerome&#8217;a bir cesetten alınan yüz nakledildi.Laurent Lantieri&#8217;nin liderliğinde gerçekleştirilen operasyonun ardından Jerome&#8217;un durumunun iyi olduğu, yürüyebildiği, konuşabildiği, yemek yiyebildiği, hatta sakallarının da çıkmaya başladığı bildirildi.İki yıldan beri ameliyatı beklenen Jerome kendine geldikten sonra aynaya baktığında başparmaklarını havaya kaldırarak  &#8220;Başardık&#8221; işareti yaptı.İspanya da nisan ayında benzer bir ameliyat yapılmış, bununda &#8220;tam &#8220;yüz nakli olduğu söylenmişti.Ancak bu operasyonda göz pınarları yenilenmemişti. İlk  yüz nakli 2005 yılında Fransa&#8217; da yapıldı. Fransa, ABD, Çin ve İspanya&#8217; da bu güne kadar 11 benzer ameliyat gerçekleştirildi.</p>
<p>Kaynak :</p>
<p>Milliyet dış haberler servisi</p>
<p>08/07/2010</p>
<p>  &#8221; Ağlamak için gözden yaşmı akmalı? Dudaklar gülerken, insan ağlayamazmı?Sevmek için güzele mi bakmalı?  Çirkin bir yüzde  güzel bir ruh, kalbi bağlayamazmı?   Hasret; özlenenden uzakmı kalmaktır. Özlenen yakındayken hicran duyulmazmı?&#8221;</p>
<p> Sevilen her haliyle sevilir. Zorunlu ise bu operasyon yapılmalı Fransız doktorlara teşekkürler.</p>
<p>admin</p>
<img src="http://www.intersaglik.com/?ak_action=api_record_view&id=1285&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.intersaglik.com/tip-dunyasindan-bir-ilk-daha/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Meme kanserinde genetik geçiş nedir?</title>
		<link>http://www.intersaglik.com/meme-kanserinde-genetik-gecis-nedir/</link>
		<comments>http://www.intersaglik.com/meme-kanserinde-genetik-gecis-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Nov 2007 19:43:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Bedeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.intersaglik.com/meme-kanserinde-genetik-gecis-nedir/</guid>
		<description><![CDATA[ Ailede meme kanserinin olması tek başına güçlü bir risk faktörüdür ve saptanabilecek diğer risk faktörlerinin de tehlike potansıyelini arttırır. Tüm meme kanserleri içinde genetik geçiş  % 7-10 civarında saptanmaktadır.     Genetik geçiş için BRCA1-BRCA2 genleri araştırılmakta . Meme kanseri erkekte de görülebilmektedir.Meme kanserinin ilişkide olduğu düşünülen kanser türleri de vardır.Bunlar: Yumurtalık kanseri , kalın bağırsak kanseri, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> Ailede meme kanserinin olması tek başına güçlü bir risk faktörüdür ve saptanabilecek diğer risk faktörlerinin de tehlike potansıyelini arttırır. Tüm meme kanserleri içinde genetik geçiş  % 7-10 civarında saptanmaktadır.   </p>
<p> Genetik geçiş için BRCA1-BRCA2 genleri araştırılmakta . Meme kanseri erkekte de görülebilmektedir.Meme kanserinin ilişkide olduğu düşünülen kanser türleri de vardır.Bunlar: Yumurtalık kanseri , kalın bağırsak kanseri, prostat kanseridir.</p>
<img src="http://www.intersaglik.com/?ak_action=api_record_view&id=464&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.intersaglik.com/meme-kanserinde-genetik-gecis-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kilo verme hızı neden zamanla azalıyor</title>
		<link>http://www.intersaglik.com/kilo-verme-hizi-neden-zamanla-azaliyor/</link>
		<comments>http://www.intersaglik.com/kilo-verme-hizi-neden-zamanla-azaliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Oct 2007 22:20:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Altın Öğütler]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Bedeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.intersaglik.com/kilo-verme-hizi-neden-zamanla-azaliyor/</guid>
		<description><![CDATA[Fazla kilolarınızdan kurtulmaya karar verdiniz ve ciddi bir tıbbi denetimden geçtiniz. Doktorunuz sorununuzun nedenini (veya nedenlerini) belirledi. Kilo yönetimi ekibinde bulunan diyet uzmanının hazırladığı beslenme listesine, aktivite uzmanının önerdiği aktivitelere ve doktorunuzun tavsiyelerine dikkatle uyuyorsunuz. Başlangıçta her şey yolunda gidiyor. Kilolarınız azalıyor, yağlarınız eriyor. Ama 3. veya 4. hafta gittiğiniz kontrollerde kilo kaybının azalmaya başladığını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%">
<tr>
<td><font size="2"><font face="Courier New">Fazla kilolarınızdan  kurtulmaya karar verdiniz ve ciddi bir tıbbi denetimden geçtiniz.</p>
<p>Doktorunuz sorununuzun nedenini (veya nedenlerini) belirledi. Kilo  yönetimi ekibinde bulunan diyet uzmanının hazırladığı beslenme listesine,  aktivite uzmanının önerdiği aktivitelere ve doktorunuzun tavsiyelerine dikkatle  uyuyorsunuz. Başlangıçta her şey yolunda gidiyor. Kilolarınız azalıyor,  yağlarınız eriyor. Ama 3. veya 4. hafta gittiğiniz kontrollerde kilo kaybının  azalmaya başladığını öğreniyorsunuz. Canınız sıkılıyor, keyfiniz kaçıyor. Sakın  üzülmeyin! Bu normal, fizyolojik, beklenen bir gelişmedir. Nedeni vücudunuzun  kendini koruma mekanizmalarını devreye sokmasıdır.</p>
<p>SEBEBİ GENETİK  HAFIZADIR</p>
<p>Vücudunuz kilo almaya direnmez ama sıra kilo vermeye gelince  kısa bir süre sonra direnç sistemlerini harekete geçirir. Bunun genetik ve  hormonal temellerinin olduğu düşünülüyor ve belirli bir nedeni değil, birçok  sebebi olduğu kabul ediliyor. Buzul çağında yani milyonlarca yıl önce  atalarınızın yaşadığı açlık dönemlerinde genetik şifrede oluşan değişikliklerin  temel faktör olduğu belirtiliyor. Vücudunuz o uzun açlık, kıtlık dönemlerinden  aldığı dersleri genlerine yazmıştır ve genetik hafıza hiçbir şeyi unutmuyor. Siz  kilo vermeye başladığınızda kilo kaybını önleyen hormonal ve metabolik  sistemleri hemen devreye sokuyor.</p>
<p>BU FİZYOLOJİK BİR DURUMDUR</p>
<p>Kilo kaybını yavaşlatan ilk uyarılar tiroid bezinden geliyor. Tiroid  bezi metabolizmanızın birinci düzenleyicisidir. Metabolik hızınızı salgıladığı  T3 ve T4 hormonları ile en çok bu küçücük, 25 gramlık iç salgı bezi etkiliyor.  Siz zayıflamaya başlayınca tiroid bezinizin T4 hormonunu T3 hormonuna dönüştürme  yeteneği bozuluyor. Sonuçta metabolizma hızının temel belirleyicisi T3  hormonunun miktarı azalıyor. Metabolizma yavaşlayınca kilo verme de yavaşlıyor,  bazen durma noktasına geliyor. Sonra pankreas bezinden salgılanan insülin  hormonu da devreye giriyor. İnsülin hormonun arttığı durumlarda ortaya çıkan  açlık duygusu, kilo verme sürecinde diyete uyumu güçleştiriyor, kilo kaybını  başarısız hale getiriyor. Ghrelin, leptin gibi hormonlar da bu süreçte etkili.</p>
<p>Kısacası belli bir kilo kaybından sonra vücut dengeyi bulmaya, kilo  kaybını durdurmaya başlıyor. Bu fizyolojik cevap karşısında asla gerilememeli,  vazgeçmemeli, ümitsizliğe kapılmamalısınız. Sağlıklı beslenme planınızı  uygulamaya devam etmelisiniz. Yavaşlayan metabolizmanızı hızlandırmak için  egzersizi bırakmak yerine biraz daha artırmalısınız. Buna rağmen kilo vermenizde  duraklama sürerse sakın &#8216;şok diyetler&#8217; filan yapmaya kalkmayın. Doktorunuzla  görüşün. Gerekli çözümleri mutlaka bulacaktır.</p>
<p>Sık sık uçuk  çıkarıyorsanız</p>
<p>Uçuk çok sık görülen ve can sıkıcı bir sağlık  problemidir. Uzmanlar nüfusun neredeyse yüzde 80’inin yaşamında en az bir kez  uçuk sorunu yaşadığını söylüyor. Uçuk hakkında yanlış bildiğimiz doğrular ve  doğru bildiğimiz yanlışların sayısı bir hayli fazla. Uçuk özellikle bağışıklık  sisteminin zayıfladığı durumlarda ortaya çıkan bir sağlık sorunudur.  Kolaylaştırıcı nedenlerin başında stres geliyor. Stres dışında yorgunluk,  uykusuzluk, travmalar, jilet tahrişleri, hatta güneş ışınları bile vücut  direncini veya o bölgedeki defansı kırarak uçuk oluşumunu kolaylaştırıyor veya  çok sık nüksetmesine sebep oluyor. Bağışıklık sisteminizi zayıflatan ilaçlar  örneğin kortizon kullanırken veya ateşli bir hastalık geçirirken uçukların  tekrarlama ihtimali daha yüksektir.</p>
<p>Nasıl korunacaksınız</p>
<p>Uçuğun  bulaşıcı olduğunu bilmek gerekiyor. Uçuk öpmekle, dokunmakla bulaşabiliyor. Bu  nedenle uçuğa dokunmamakta, dokununca elleri iyice yıkayıp temizlemekte yarar  var. Özellikle kadınların makyaj yaparken önceden uçukla temas eden parmaklarını  gözlerine deydirmemeleri önemli. Uçukluyken bebekleri, çocukları, kemoterapi  yapılan veya yüksek dozda kortizon kullanan hastaları öpmemek gerekiyor. Uçuklu  iken kullanılan malzemelerin (bardak, kaşık, çatal) çocuklar ile paylaşılmaması  tavsiye ediliyor. En etkili tedavi uçuk daha belirginleşmeden, uçuğun çıkacağı  bölgede karıncalanma, kaşıntı gibi belirtiler hissedilir hissedilmez antiviral  uçuk kremlerinden birini o bölgeye uygulamaktır. O bölgeye buz tatbiki de  yararlı olabilir. Uçuk çıktıktan sonra da antiviral kremlerden faydalanmak uygun  olacaktır. &#8216;Uçuğun tekrarlamasını önleyen bir besin desteği var mı? &#8216; diye  soruyorsanız &#8216;lizin&#8217; isimli amino asidin düzenli kullanıldığında uçuğa karşı  direnci artırdığını ileri sürenler var ama bu bilgi bilimsel değildir.</p>
<p>Statinler kas ağrısı yapabilir</p>
<p>Kolesterol yüksekliğinin  tedavisinde kullanılan Statin grubu ilaçlar bir süre sonra kas ağrılarına yol  açabiliyor. Statin’e bağlı kas ağrıları veya kas güçsüzlüğünün görülme sıklığı  oldukça düşük. Eğer böyle bir sorun ortaya çıkmışsa ilacı hemen kesmek  gerekiyor. İlaç kesilince problem tümüyle ve kendiliğinden ortadan kalkıyor.</p>
<p>Kas ağrılarının daha ağır şekli kaslarda hasar oluşmasıdır. Bu yan etki  Statin’leri fibrik asit türevleri ilaçlarla birlikte kullananlarda daha sık  görülüyor. Bir araştırmaya göre Statin alan her yüz hastadan beşi kas ağrısından  yakınıyor. Ama bunların çoğu gerçek kas ağrıları olmaktan çok önceden edinilen  endişelere bağlı ağrılar. Eğer Statin kullanan bir hastaysanız özellikle Statin  ve fibrik asit türevlerini birlikte kullanıyorsanız kas ağrıları konusunda  uyanık olmalısınız.</p>
<p>Dr. Evren ALTINEL</p>
<p>Mutluluk veren besinler</p>
<p>Serotonin mutluluk hormonlarının en önemlisidir. Beyinde gördüğü işler  ve beyne verdiği keyif, haz mükemmeldir. Beyin kendi serotonin’i kendi üretir.  Bunun için triptofan adı verilen bir doğal maddeye ihtiyaç duyar. Eğer bir besin  triptofan’dan zengin ise beynin bazı hücreleri bu maddeden serotonin’i imal  eder. İşte bu nedenle triptofan’dan zengin besinler biraz daha mutluluk veren  besinlerdir. Triptofan’ı bol besinlerin en önemlileri süt, süt ürünleri, hindi  eti, balık, yumurta, muz, fasulye, bezelye, fıstık ve ayçekirdeğidir. Eğer  triptofan’dan zengin besinleri, triptofan’ın beyne ulaşmasını hızlandıran yani  onu adeta beyne pompalayan karbonhidrattan zengin besinlerle tüketirseniz  beyninize daha çok serotonin ürettirirsiniz. Triptofan’ın beyne ulaşmasını  kolaylaştıran karbonhidrat kaynaklarının en meşhurları elma, armut, üzüm,  patates ve maruldur. Kendinizi daha iyi hissetmek istiyorsanız beslenme  planınızı yaparken bu önerileri dikkate alın ve yukarıdaki besinleri daha fazla  kullanın.</p>
<p>Diyetisyen Seren Aksüs</p>
<p>DİYET GÜNLÜĞÜ</p>
<p>Sorularınız için: Tel: <skype:span onmouseup="javascript:skype_tb_imgOnOff(this,1,'0',true,16,'');return skype_tb_stopEvents();" class="skype_tb_injection" oncontextmenu="javascript:skype_tb_SwitchDrop(this,'0','sms=0');return skype_tb_stopEvents();" onmousedown="javascript:skype_tb_imgOnOff(this,2,'0',true,16,'');return skype_tb_stopEvents();" id="softomate_highlight_0" onmouseover="javascript:skype_tb_imgOnOff(this,1,'0',true,16,'');" title="Call this phone number in Turkey with Skype: +902122367300" onclick="javascript:doRunCMD('call','0',null,0);return skype_tb_stopEvents();" onmouseout="javascript:skype_tb_imgOnOff(this,0,'0',true,16,'');" durex="0" context="(0212) 236 73 00" iamrtl="0"><skype:span onmouseup="javascript:doSkypeFlag(this,'0',1,1,16);return skype_tb_stopEvents();" class="skype_tb_imgA" onmousedown="javascript:doSkypeFlag(this,'0',2,1,16);return skype_tb_stopEvents();" id="skype_tb_droppart_0" onmouseover="javascript:doSkypeFlag(this,'0',1,1,16);" title="Change country code ..." onclick="javascript:doHandleChdial(this,1,'0',1);return skype_tb_stopEvents();" onmouseout="javascript:doSkypeFlag(this,'0',0,1,16);"><skype:span class="skype_tb_imgFlag" id="skype_tb_img_f0"></skype:span></skype:span><skype:span class="skype_tb_imgS" id="skype_tb_img_s0"></skype:span><skype:span class="skype_tb_injectionIn" id="skype_tb_text0"><skype:span class="skype_tb_innerText" id="skype_tb_innerText0">(0212) 236 73 00</skype:span></skype:span><skype:span class="skype_tb_imgR" id="skype_tb_img_r0"></skype:span></skype:span></p>
<p>Kilo  vermek için katıldığım birçok program oldu. Ancak hiçbirini tam anlamıyla  tamamlamadım. Kısa sürede sıkılıyorum, artık bir yenisine daha başlamayı göze  alamıyorum. Ben de mi yoksa uygulanan uygulamalarda mı bir terslik var?</p>
<p>Yine yeni bir program mı</p>
<p>Yeni bir programa başlamak için  başvurduğunuzda aşağıdaki soruları kendi kendinize sorun:</p>
<p>Hazırlanan  liste size özel mi?</p>
<p>Başarı oranı nedir?</p>
<p>Her türlü besin  grubundan yiyecek seçimi öneriyor mu?</p>
<p>Marketlerden kolaylıkla satın  alabileceğiniz ve damak tadınıza uygun yiyecekler dikkate alınıyor mu?</p>
<p>Beslenme alışkanlıklarınızda ve yaşam tarzınızda uygun değişiklikler  öneriyor mu?</p>
<p>Mali olarak size uygun mu?</p>
<p>Fiziksel aktivitenizi  artırmak için öneriler sunan bir danışman var mı?</p>
<p>Programın devamında  motivasyonunuzdaki eksilmeleri destekliyor mu?</p>
<p>Verilen kiloların geri  gelmesini önleyici bir koruma programı var mı?</p>
<p>Bir ekip çalışmasıyla mı  yürütülüyor? Tüm bu sorulara evet yanıtını verebildiğiniz bir kilo verme  programı başarıya ulaşmanıza yardımcı olacaktır.</p>
<p>niluferinceis@yasasinhayat.org</p>
<p>Diyet yapmaya çalışsam da çok  acıkıyorum. Yediklerimi azaltamıyorum. Saat başı hiçbir şey yememiş gibi açım.  Nasıl diyet yapacağım?</p>
<p>Saat başı açlık hissediyorsanız, yemekten sonra  da atıştırma devam ediyor ise, doyduğunuz halde yemeyi bırakamıyorsanız  metabolik bir sorun olabilir. Karbonhidrat metabolizmasında (şeker dengenizde)  bir sorun var ise bunun için mutlaka bir uzman hekime başvurmalısınız. Yapılacak  olan tahlillerin sonucuna göre sorun belli olduktan sonra hekiminiz size uygun  tedaviyi başlatırken, diyetisyeniniz de size uygun bir beslenme programı  ayarlayacaktır. Özellikle tek besine dayalı ve çok düşük kalorili diyet  yapmaktan kaçının. Yediklerinizin kalorisi, içeriği, glisemik yükü sizin için  çok önemli. Lif oranı yüksek, karbonhidrat ve yağ oranı iyi ayarlanmış bir  diyete ihtiyacınız var.</p>
<p>Diyetin glisemik yükünü azaltmak için öneriler;</p>
<p>Beyaz ekmek yerine esmer ekmek (buğday, yulaf, çavdar&#8230;)</p>
<p>Pirinç  yerine bulgur</p>
<p>Sade poğaça yerine, peynirli kepekli poğaça</p>
<p>Meyve  suyu yerine kabuklu meyve (soymadan)</p>
<p>Unlu çorba yerine sebzeli çorba  (sebzeleri bütün bırakın)</p>
<p>Patates püresi yerine fırında kabuklu patates</p>
<p>Bisküvi yerine yulaf kepeği</p>
<p>gunes@yasasinhayat.org</p>
<p>Demir  eksikliğini doğal yoldan önleyin</p>
<p>WELLNESS (İYİ YAŞAM NOTLARI)</p>
<p>Eğer demir eksikliği problemiyle sık karşılaşıyorsanız daha çok kırmızı  et, tavuk ve balık kahvaltılık gevrekler, ıspanak, kuru üzüm, kuru erik, pekmez,  üzüm suyu, erik suyu, kabak ve ayçiçeği çekirdeği, kuru fasulye, mercimek ve  barbunya tüketmeye çalışın. Bu besinlere özellikle büyüme çağındaki çocukların,  çocuk doğurma çağındaki kadın ve annelerin, periyot dönemlerinde fazla miktarda  kan kaybeden kadınların ve demir eksikliği tedavisi görenlerin ihtiyacı var.  </font></font></td>
</tr>
<tr>
<td><font face="Courier New" size="2"> </font></td>
</tr>
</table>
<img src="http://www.intersaglik.com/?ak_action=api_record_view&id=458&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.intersaglik.com/kilo-verme-hizi-neden-zamanla-azaliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MEME  DOKUSUNUN YERLEŞİMİ</title>
		<link>http://www.intersaglik.com/meme-dokusunun-yerlesimi/</link>
		<comments>http://www.intersaglik.com/meme-dokusunun-yerlesimi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Oct 2007 13:13:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan Bedeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.intersaglik.com/meme-dokusunun-yerlesimi/</guid>
		<description><![CDATA[Meme bezi,meme dokusuna yumuşak çizgilerini veren vücut yağı ile örtülüdür. O yüzden memenin boyutu aldığınız ya da verdiğiniz kilo ile doğrudan orantılıdır. Meme dokusu göğsün ön bölümünde, göğüs adelelerinin üzerinde yer alır. Üst kenarı 2. kaburga hizasından başlar, aşağı doğru 6. kaburga hizasına kadar uzanır. İç tarafa iman tahtası olarak bilinen orta göğüs kemiğinin yan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Meme bezi,meme dokusuna yumuşak çizgilerini veren vücut yağı ile örtülüdür. </strong></p>
<p><strong> O yüzden memenin boyutu aldığınız ya da verdiğiniz kilo ile doğrudan orantılıdır.</strong></p>
<p>Meme dokusu göğsün ön bölümünde,  göğüs adelelerinin  üzerinde yer alır. Üst kenarı 2. kaburga hizasından başlar, aşağı doğru 6. kaburga hizasına kadar uzanır.</p>
<p>İç tarafa iman tahtası olarak bilinen orta göğüs kemiğinin yan kenarından başlar ve dış tarafta ön koltuk altı çizgisine kadar uzanır.</p>
<p>Meme bezi, meme dokusuna yumuşak konturlarını veren vücut yağı ile örtülüdür. O yüzden de kilo alımıyla meme dokusu büyüyebildiği gibi hızlı ve yoğun kilo kaybında meme birden küçülebilir.</p>
<img src="http://www.intersaglik.com/?ak_action=api_record_view&id=430&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.intersaglik.com/meme-dokusunun-yerlesimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kemiklerinizin Geleceğine Yatırım Yapın</title>
		<link>http://www.intersaglik.com/kemiklerinizin-gelecegine-yatirim-yapin/</link>
		<comments>http://www.intersaglik.com/kemiklerinizin-gelecegine-yatirim-yapin/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Oct 2007 15:36:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tavsiyeler ve Kurallar]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Bedeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.intersaglik.com/kemiklerinizin-gelecegine-yatirim-yapin/</guid>
		<description><![CDATA[Halk arasında ”kemik erimesi” olarak bilinen ”Osteoporoz” (Kemik kitle kaybı) hastalığına karşı çocukluk ve ergenlik döneminde önlem alınması gerektiği bildirildi. Çukurova Üniversitesi (Ç.Ü) Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Rengin Güzel, özellikle 30 yaş sonrasında, kemik kitlesinde azalma ve kemik dokusunun iç mimari yapısının bozulması sonucu kemiklerin kolay kırılabilir hale geldiğini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Halk arasında ”kemik erimesi” olarak bilinen ”Osteoporoz” (Kemik kitle kaybı)  hastalığına karşı çocukluk ve ergenlik döneminde önlem alınması gerektiği  bildirildi.</p>
<p>Çukurova Üniversitesi (Ç.Ü) Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp Anabilim Dalı Öğretim  Üyesi Doç. Dr. Rengin Güzel, özellikle 30 yaş sonrasında, kemik kitlesinde  azalma ve kemik dokusunun iç mimari yapısının bozulması sonucu kemiklerin kolay  kırılabilir hale geldiğini söyledi.<span id="more-420"></span></p>
<p>Yaşlanmayla birlikte omurgalarda yükseklik kaybı ile kamburlaşma, boyda  kısalma ve sırt ağrıları, basit düşme ve zedelenmeler sonucunda el ve bilek  kırıkları ile kalça kırıkları geliştiğini ifade eden Güzel, şöyle konuştu:</p>
<p>”Osteoporoz kendisini ileri yaşlarda gösteren bir hastalık olmasına rağmen  doruk kemik kitlesi gençlik dönemindeki önlemlerle ilişkilidir. Kişiler, 30  yaşında doruk kemik kitlelerine ulaşmaktadırlar. Yaşlanma dönemine girerken bu  kitle ne kadar fazlaysa o kadar avantaj sağlarlar.”</p>
<p>Güzel, çocuk ve ergenlik döneminde yeterli miktarda kalsiyum alınmasının,  ileri yaşlardaki osteoporoz riskini azalttığına işaret ederek, ailelerin bu  konuda çocuk ve gençlere örnek olmaları gerektiğini bildirdi.</p>
<p><strong>GÜNLÜK KALSİYUM GEREKSİNİMİ </strong><br />
Güzel, sadece çocukluk  döneminde değil, çok hızlı bir büyümenin gerçekleştiği ergenlik döneminde de  mutlaka yeterli miktarda kalsiyum alınmasını önererek, şunları kaydetti:</p>
<p>”Günlük kalsiyum gereksinimi 1-5 yaş arasında 800 miligram, 6-10 yaş arasıda  800-1200 miligram, 11-24 yaş arasında ise 1200-1500 miligram kadardır. Türk  diyetinde ortalama olarak 300 miligram kadar kalsiyum bulunmaktadır ki, bu  gerekenin çok altındadır.</p>
<p>Bir bardak sütveya yoğurtta 300 miligram kalsiyum olduğu düşünülünce  çocuklarımızın bu ürünlerden günde en az 2-3 su bardağı kadar tüketmelerini  sağlamamız, ileride güçlü kemiklere sahip olmaları açısından önemlidir.”</p>
<p>Güzel, çocukların çok sevdiği koşma, zıplama, ip atlama gibi egzersizlerin de  kemikleri güçlendirdiğini sözlerine ekledi.</p>
<img src="http://www.intersaglik.com/?ak_action=api_record_view&id=420&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.intersaglik.com/kemiklerinizin-gelecegine-yatirim-yapin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karın organları</title>
		<link>http://www.intersaglik.com/karin-organlari/</link>
		<comments>http://www.intersaglik.com/karin-organlari/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Feb 2007 17:47:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan Bedeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.intersaglik.com/karin-organlari/</guid>
		<description><![CDATA[Karın içindeki boşluk karın ve havsala boşlukları olmak üzere ikiye ayrılır. Havsala girişi bu boşlukları birbirinden ayrır. Bu, büyük ve küçük havsala arasında bulunan bir aralıktır. Büyük havsala kalça kemikleri çevremiştir. Bu kemikler geniş bir aralık (havsala girişi) oluşturur. Bu kısmın hemen altında çatı kemikleri ve kuyruk sokumu kemiği ile çevrelenen çok daha küçük bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Karın içindeki boşluk <strong>karın ve havsala boşlukları</strong> olmak üzere ikiye ayrılır. Havsala girişi bu boşlukları birbirinden ayrır. Bu, büyük ve küçük havsala arasında bulunan bir aralıktır. Büyük havsala kalça kemikleri çevremiştir. <span id="more-89"></span>Bu kemikler geniş bir aralık (havsala girişi) oluşturur. Bu kısmın hemen altında çatı kemikleri ve kuyruk sokumu kemiği ile çevrelenen çok daha küçük bir bölüm yer alır. Havsala organları bu küçük havsala içindedir.</p>
<p>Karın içindekisindirim orgranları arasında <strong>mide ve bağırsaklar</strong> yer alır. Burada besin maddeleri sindirilir ve kan tarafından emilebilen maddelere dönüşür. Kan karaciğere giden kapı toplar damarında toplanır. En çok emilmiş olan yiyecek maddeleri karaciğerde ya depo edilir ya da kan dolaşımına verilmeden önce bir işlemden daha geçirilir. Safra kesesi karaciğerin altında yer alır ve karaciğerde üretilen safra için depolama işlevini yerine getirir. </p>
<p><strong>Pankreas</strong>, mide ve karaciğerin altında yer alan ve sindirici sıvı ve hormon salgılayan büyük bir sindirim bezidir. <strong>Dalak</strong> karnın sol üst bölümünde ve lenf sistemi içinde yer alan küçük bir organdır.</p>
<p><strong>Böbrekler</strong> boşaltım sisteminin temel organlarını oluştururlar. Böbreklerin üzerinde iç salgı sisteminin en önemli bezleri olan böbrek üstü bezleri yer alır. Böbrekler karnın arka kısmında ve bedenin orta çizgisinin iki yanında yer alırlar. Havsala boşluğunda ise, prostat bezi ile sperm kordonu aracılığıyla ulaşır. </p>
<p><strong>Dölyolu, dölyatağı , fallop boruları ve yumurtalıklar</strong>dan oluşan kadın cinsel organlarının hemen hemen tümü havsala boşluğunda yer alır. Karın zarının çok duyarlı olmasına karşın, karın duyu hücreleri açısından zengin değildir. Midenin bazı bölümleri, yemek borusu, bağırsak ve dölyatağı mukozası, yumurtalıklar ve fallop boruları duyarlılıktan tamamen yoksundurlar. Karın organlarına giden çoğu sinir demeti otonom sinir sisteminin kapsamındadır. Bu nedenle bu organlar üzerinde kendi isteğimizle, bilinçli bir etki yaratamayız.</p>
<img src="http://www.intersaglik.com/?ak_action=api_record_view&id=89&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.intersaglik.com/karin-organlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karın</title>
		<link>http://www.intersaglik.com/karin/</link>
		<comments>http://www.intersaglik.com/karin/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Feb 2007 17:34:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan Bedeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.intersaglik.com/karin/</guid>
		<description><![CDATA[Karın, yirmi kadar büyük organı içeren bir boşluktur. Mide, bağırsakların değişik bölümleri, karaciğer, pankreas ve safra kesesinin oluşturduğu sindirim organları bu boşluktaki en büyük yeri kaplar.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Karın, yirmi kadar büyük organı içeren bir boşluktur. Mide, bağırsakların değişik bölümleri, karaciğer, pankreas ve safra kesesinin oluşturduğu sindirim organları bu boşluktaki en büyük yeri kaplar.</p>
<img src="http://www.intersaglik.com/?ak_action=api_record_view&id=88&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.intersaglik.com/karin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Diyafram</title>
		<link>http://www.intersaglik.com/diyafram/</link>
		<comments>http://www.intersaglik.com/diyafram/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Feb 2007 00:21:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan Bedeni]]></category>
<category>diyafram</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.intersaglik.com/diyafram/</guid>
		<description><![CDATA[Diyafram kaslarla kaplı bir kiriş tabakasından oluşur. Alt kaburga kemiklerine, göğüs kemiğinin en alt noktasına ve omuriliğe bağlantısı vardır. Bir kubbe gibi göğüs boşluğuna uzanır. Karaciğer ve dalak karın organları olmalarına karşın, diyaframın hemen altında yer aldıkları için, göğüs duvarı tarafından korunmuş durumdadırlar. Nefes alınırken diyafram kası kasıldığı için diyafram düzleşir ve göğüs boşluğu genişler. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Diyafram kaslarla kaplı bir kiriş tabakasından oluşur. Alt kaburga kemiklerine, göğüs kemiğinin en alt noktasına ve omuriliğe bağlantısı vardır. Bir kubbe gibi göğüs boşluğuna uzanır. Karaciğer ve dalak karın organları olmalarına karşın, diyaframın hemen altında yer aldıkları için, göğüs duvarı tarafından korunmuş durumdadırlar.<span id="more-73"></span></p>
<p>Nefes alınırken diyafram kası kasıldığı için diyafram düzleşir ve göğüs boşluğu genişler. Aynı zamanda karın boşluğu üzerinde bir baskı oluşur. Bu baskı doğumda ve dışkının bedenden atılması sırasında önem kazanır. Diyafram göğüs ve karın boşlıkları arasında tümüyle kapalı bir bölme oluşturmaz. Kan damarları, sinirler ve yemek borusunun geçtiği çeşitli geçitleri içerir. Yemek borusunun geçtiği geçit kolaylıkla yırtılabilir. Bunun sonucu, <strong>karında bulunan organlardan biri ya da organın bir kısmı göğüs boşluğuna kayabilir</strong>.</p>
<p>Diyaframın ani ve şiddetli kasılma hareketleri sonucu, <strong>hıçkırık</strong> olur. Bu kasılmanın nedeni ise diyafram (frenik) ya da vagus sinirinin göğüs ya da karın organları tarafından uyarılmasıdır. Vagus sinirinden bazı kollar mideye gittiği için hıçkırık acele yemek yemenin ya da içnein sonucunda ortaya çıkabilir. Uzun süren hıçkırıklar nefrit gibi daha ciddi bir hastalık belirtisi olabilir.</p>
<img src="http://www.intersaglik.com/?ak_action=api_record_view&id=73&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.intersaglik.com/diyafram/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Göğüs zarı (Plevra)</title>
		<link>http://www.intersaglik.com/gogus-zari-plevra/</link>
		<comments>http://www.intersaglik.com/gogus-zari-plevra/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Feb 2007 12:44:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan Bedeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.intersaglik.com/gogus-zari-plevra/</guid>
		<description><![CDATA[Akciğerler plevra denilen bir zar tabakası ile kaplıdır. Bu tabaka birbirine çok yakın olan son derece ince ve düzgün iki zardan oluşur. Dış zar göğüs duvarının iç yüzünü kaplar, iç zar ise akciğerlerin göğüs duvarının karşısında bulunan dış yüzeyini kaplar. Bu iki zar tabakası arasındaki yarık biçimindeki kısma göğüs zarı boşluğu denir. Bu boşlukta ince [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Akciğerler plevra denilen bir zar tabakası ile kaplıdır. Bu tabaka birbirine çok yakın olan son derece ince ve düzgün iki zardan oluşur. Dış zar göğüs duvarının iç yüzünü kaplar, iç zar ise akciğerlerin göğüs duvarının karşısında bulunan dış yüzeyini kaplar. <span id="more-70"></span>Bu iki zar tabakası arasındaki yarık biçimindeki kısma göğüs zarı boşluğu denir. Bu boşlukta ince bir tabaka halinde bulunan sıvı madde akciğer yüzeyinin herhangi bir sürtünmeye yol açmadan kaygan bir biçimde göğüs dıvarına temas etmesini sağlar. Koruyucu göğüs zarı sayesinde, göğüs boşluğunda yanlızca birer noktada sabit olan akciğerler serbestçe hareket edebilirler. Damarların giriş yeri olan ve hilus (göbek) adını alan bu sabit nokta akciğerlerin herbirinin içi kısmında ve ortasında yer alır ve göğüs zarı tarafından korunmayan tek noktadır. </p>
<p>Göğüs zarı boşluğunda sürekli olarak olumsuz bir basınç vardır. Eğer bu boşluğa hava girseydi akciğerlerin bir araya büzülmesine ve birden güçlerini ytirmelerine neden olurdu. Bu nedenle göğüs zarı ile bronş boruları arasında hiçbir boşluk bulunmaz. Akciğerlere giden sinirler, lenf damarları ve kan damarlarının akciğerlere bağlantısı yalnızca hilus noktasında olur. Bedende akciğerler gibi hareket halinde olan diğer organlar da iki düzgün zar ile korunmuş durumdadır. Örneğin karın organlarının periton denilen karın zarının içinde bulunur. Kalp ise dış tabakası perikard ve en iç tabakası epikard adını alan bir zar tabakası ile kaplıdır. </p>
<p>Akciğerler göğüs boşluğunun büyük bir kısmını kaplar, geri kalan boşlukta (sağ ve sol akciğer arasındaki mediastin) ise kalp , kan damarlarıi timüs ve yemek borusu yer alır. emek borusu sindirim sisteminin bir parçasıdır ve tek işlevi besin maddelerini apızdan mideye aktarmaktır. Bebeklerde timus oldukça büyük, yetişlinlerde ise daha küçüktür. Timusun antikor denilen bağışıklık maddelerinin oluşmasında rol oynadığı ortaya konmuştur. Beden, bakteri gibi dışarıdan gelen tüm yabancı cisimlere karşı mücadele edecek bağışıklık maddeleri üretir. Mediastenin geri kalan kısmında lenf bezleri içeren yağlı dokular bulunur. Bu dokular özellikle nefes borusnun ikiye ayrıldığı noktada ve hilusun yanında bulunur. </p>
<p>Lenf, özel kanllar (lenf damarları ile dokulardan kana iletilen kana iletilen renksiz ve saydam bir sıvıdır; ana göğüs kanalı mediastinden geçtikten sonra, ense kökündeki büyük toplar damarlara katılır. Mediastinde ayrıca birçok organın işlevi açısından yaşamsal bir önem taşıyan sinirler bulunur. Örneğin kalp, sinirlerin etkisi olmadan atabilir, ancak normal işlevini yerine getirebilmesi kalbe gelen sinirlere büyük ölçüde bağlıdır. Kalp atışları heyecanlı zamanlarda hızlanır ve uyku sırasında yavaşlar. Göğüs boşluğundaki en önemli iki siniri oluşturan sağ ve sol vagus sinirleri kalp ve akciğerlere ulaşan dallara ayrılır.</p>
<img src="http://www.intersaglik.com/?ak_action=api_record_view&id=70&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.intersaglik.com/gogus-zari-plevra/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Göğüs organları</title>
		<link>http://www.intersaglik.com/gogus-organlari/</link>
		<comments>http://www.intersaglik.com/gogus-organlari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Feb 2007 12:30:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan Bedeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.intersaglik.com/gogus-organlari/</guid>
		<description><![CDATA[Göüs kafesi tarafından korunan göğüste kalp ve akciğerler bulunur. Akciğerlere ve bedenin diğer kısımlarına kan taşıyan iki büyük atardamar kalpten çıkar. Kan çeşitli toplar damarlar aracılığı ile kalbe geri taşınır. Bedendeki sürekli kan akımını sağlamak kalbin görevidir. Havada bulunan oksijen akciğerlerde kana karışır ve karbondioksit akciğerlerdeki hava ile birlikte solunum sırasında dışarı atılır. Oksijen, besin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Göüs kafesi tarafından korunan göğüste kalp ve akciğerler bulunur. Akciğerlere ve bedenin diğer kısımlarına kan taşıyan iki büyük atardamar kalpten çıkar.<span id="more-69"></span> Kan çeşitli toplar damarlar aracılığı ile kalbe geri taşınır. Bedendeki sürekli kan akımını sağlamak kalbin görevidir. Havada bulunan oksijen akciğerlerde kana karışır ve karbondioksit akciğerlerdeki hava ile birlikte solunum sırasında dışarı atılır. Oksijen, besin ile birlikte alının ve enerji bakımından zengin olan maddelerin metabolizmasında kullanılır. Bu işlem sırasında üretilen enerji hücrelerin büyümesi, yeni hücrelerin üretilmesi (bedenimizdeki hücreler sürekli olarak yenilenir) ve genel olarak hücrelerin işlevlerini sürdürebilmeleri için gereklidir. Bu işlemler sırasında açığa çıkan karbondioksit bedenden atılmalıdır. Oksijen miktarının ideal düzeyde kalabilmesi ve karbondioksitin atılabilmesi için akciğerlerdeki hava üsrekli olarak yenilenmelidir. Bu nedenle nefes borusu akciğerleri dış dünyaya bağlayarak yaşamsal nitelikte bir işlevi yerine getirir. Bronş borularının nefes borusu denen kısmı ve bunu uzantıları olan bronşlar göğüs boşluğunda bulunur. </p>
<img src="http://www.intersaglik.com/?ak_action=api_record_view&id=69&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.intersaglik.com/gogus-organlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

