Anasayfa İletişim


Hani Sen Benim Hiç Vazgeçilmezimdin?

 

celal-yerlikaya.jpg

Seninle ilk okul çağlarında tanışmıştık, babamın en  sevdiği en iyi arkadaşıydın, seni o kadar çok seviyordu ki yanından seni hiç ayırmıyordu.Yıllar geçtikçe bizler büyüdükçe halâ sen babamın en iyi arkadaşıydın ve babam seni  kimse ile paylaşamıyordu. Sen sadece babama aittin.

Bizde seninle arkadaş olmak istediğimizde  buna  asla müsaade etmiyor ve çok kızıyordu  babam.Ya seni  çok seviyordu  yada bizi, onu o  zamanlar pek anlamıyordum.

 Yıllar geçerken ağabeyimde lise çağlarında seninle arkadaş olmuştu. Bende seninle arkadaş olmak istemiştim, ama ilk dudaklarımla buluştuğunda  ve seni içime çektiğimde  boğuluyorum zannettim, bir taraftan öksürürken bir taraftan da tükürüyordum  ağzımdaki o acıyı yok etmek için.

 Bir yandanda  düşünüyordum,  ben seni hiç sevememişken  öyle çok sevenin vardı ki  senin, yaşlısı, genci,  kadını, erkeği, bu kadar tadın kötüyken ve acıyken nasıl seni  içlerine kadar çekebiliyor ve ciğerlerini doldurabiliyorlardı. Bir türlü anlayamıyordum..

Alışkanlıklar paslı zincirler gibidir derler, Kaslarda açtığı yaralardan bulaşırmış zehir..Sonra sen paslanmaya başlarmışsın, dokunduğun her şey paslanırmış..Yaşayabilecek kadar nefes alabilirmiş insan, ama soluk alamazmış, çünkü iliklerine kadar geçermiş seni esir alan  oksidasyonlu zehir..

 İşte bende sana. nasıl alışıverdiğimi anlayamadım bile, artık yıllarca benimleydin, nereye gidersem  götürdüm seni, sana öyle alışmıştım ki bende babam ve abim gibi. Sensiz hayatı düşünemiyordum, sevincimi, acılarımı, hüzünlerimi, hep seninle paylaştım, öyle içimdeydin ki sen.

Seni her içime çekişimde sanki vücudumun her yanında dolaşıyordun, ezbere biliyordun gideceğin yolları.Varlığın tüm bedenimi ve duygularımı işgal etmiş esirin olmuştum.

Öyle yakın dosttun ki bana ne zaman üzülsem sana sarıldım  içim de sen vardın , ne zaman sevinsem yine sen vardın yanımda…

Ben  ne zaman acılar çeksem bir çıkmaza girsem sana sarıldım. Beni anlayan tek dost gibiydin içimi dolduran…Ve yıllarca öyle sanmıştım.

.Yıllarca senin için sinsi ve hain bir sevgili olduğunu, sevenlerini yavaş yavaş yok ettiğini yazdılar, söylediler.Senin her dolaştığın ve dokunduğun  yerde her gün ölümler getirdiğini anlattılar.Ama nedense  hiç önemsememişim, nedense bana bir şey yapmaz demiş, hiç kendime yakıştıramamıştım içimdeki o canavarı hergün çok daha büyütmüşüm.

 Ve yıllarca senin verdiğin alışkanlıkların esiri olmuşum.Her seferinde bırakacağım, terk edeceğim derken seni bırakmayı hep ertelemişim.

Sadece ben umut etmişim.

Yine her doğan yeni güne seninle merhaba derken 

O yeni günüde seninle sonlandırmışım.

 Yıllar o kadar çabuk geçti ki anlayamadım bile, sense hala yanımda içimde dolaşıyordun. Ama yorgunluk belirtileri başlamıştı, soluk alıp vermede güçlük çekmeye başlamış, yaşıtlarım koşabilirken ben sadece yürüyebiliyor  ve  ancak yirmi otuz metre koşabiliyordum.Çocuklarım büyümüş ünüversite ye başlamışlardı, onlarda yıllarca  istemeden pasif  arkadaşın olmuşlardı, ama seni hiç ama hiç sevmemişlerdi. Ne çok uğraş vermişlerdi seninle yollarımızın ayrılması için.

Ama ben senden ayrılamamıştım.

Kararları ben değil her seferinde sen veriyordun.

Ne zaman kaçıp kurtulmak istesem

O kaçtığım yollarda yine sen vardın

Özgürlüğü elinden alınıp, belli komutlarla  yaşama devam eden,.bir kafese kapatılan  maymun gibiymişim.Şimdi bunu çok daha iyi anlayabiliyorum.

Seni çok sevmem hep yalanmış,

Seninle olmak zevk demek te yalanmış.

Yıllarca beni kendine esir etmekten ve acılar vermekten ,o pis kokunu üzerimde taşıtmaktan başka ne verdin ki bana,

Evet verdin verdiğin tek şey zarardı, gezindiğin ve dokunduğun her tarafıma paslı zincirler gibi paslar bıraktın, her bir yanıma ve beni bir kuru otun nikotin  bağımlısı yaptın.Ve otuz yılda ellidört milyar liramı duman ettin.

Şimdi düşünüyorumda ;

Yıllarca seni çok sevdiğimi senden zevk aldığımı söylemişim.

Hep kendi  kendimi kandırmışım.

Nasıl sevebilir bir insan her gün binlerce insan öldüren  insan katilini,

Nasıl sevebilir binlerce kişinin hayatını yok etmek için uğraş veren bir canavarı…

Canından çok sevdiği çoçuklarını,

Sevdiklerini yok etmek için uğraşan bir canavarı

Sağlıklı düşünen bir insan sevebilirmi ?

Bu azılı insan katilini.

Ancak aklından zoru olan hasta olan biri  sevebilir kendini yok eden katilini..

.Demekki beni yıllarca hasta edip, duygularımı,düşüncelerimi değiştirerek alışkanlıklar yaratıp kendine bağımlı hale getirmişsin…Bunu hastalığımı kabul ettiğimde anladım.

Anladım ki sen sinsi bir düşman ,

Sinsi hain bir sevgilisin

Senden ne dost olur nede sevgili,

Seni bırakıyorum ,

Seni içime çekme duygularımı 

Ve

İçimdeki seni yok ediyorum.

Sana isyan ediyor ve o esaret zincirilerini koparıyorum.

Özgürleşiyorum

Yeni dumansız bir hayata başlıyor özgürlüğümü senin ellerinden alıyorum.

 İşte vazgeçtim senden, çıkardım seni hayatımdan…. 

 Hani sen benim hiç vazgeçilmezimdin ?

 

“DUYGULAR DÜŞÜNCELERİ, DÜŞÜNCELERDE DAVRANIŞLARI DEĞİŞTİRİRMİŞ.”

 Yıllarca yanlış duygular besleyip, yanlış davranış alışkanlıkları edindiğimiz, ve yıllarca hep isteyipte yapamadığımız ve her seferinde ertelediğimiz. Bizleri esir alan sigaranın esaret zincirlerini kırdırtan, bizleri demir kafese kapatıldığımızı  zannettiğimiz kapının anahtarını bulmamızı sağlayan değerli hocamız Prof.Dr.Celâl Yerlikaya ya  hem kendi adıma hemde gurup terapisindeki arkadaşlarım  adına çok teşekkür ediyorum.

                                                                    photo-0009.jpg

                                                                                                       Feridun Erdoğan

 

 

                                                                                                

Yorum yapılmamış

No comments yet.

Comments RSS TrackBack Identifier URI

Leave a comment